
cama vuran,gökyüzünden düşen lâl buzlarmış meğer! lâllermiş...lâllermiş ; lakin çok ses ederlermiş...
"hava soğuk." dediğinde, bunun sorumluğunu üstlenecek, tereddütsüz kabul edecek bir soğuk...bir soğuk, iki soğuk, üç soğuk...
buz yağıyor... cama vuruyor bir alacaklı gibi... ben... , gökyüzünden güneş çaldım,evet! buz yağıyor...kızgın! ama suskun!
kızgınlık, suskunluk! ve soğuk! hayır ola! hayrola? kendi sayfamda,kendi sokağımda usulca yürürken tam da dönemece gelmişken eski bir rus romanının orta sayfasına sürgün mü edildim haberim olmadan? tüm sokak belki de roman boyunca kendimi acımasızca sorgulayacağım...?
masadaki lamba! bana kızgın mıdır acaba? beraber oturup bir gevezelik edemeden fazla mesai yaptırtmaktayım ilk günden! boynunu da öne eğmiş... evet evet,kızdı baksana! gönlünü almalıyım... romanda o bitmek bilmeyen rus sokağındaki tek sokak lambası ol sen de,olur mu...? kendi halinde bir masa lambası iken sorumluluk alan bi sokak lambalığına geçip sınıf atla..mesela? ya da 17.yüzyılın mimarisiyle yapılmış, üzerinde türlü türlü oyuncaların(!) ,kağıtların(!) ve sömürünün döneceği kocaman bir burjuvazi masasının "asil" lambasıyken, isyan edip bir sokağa sürgün edil.."sınıf düş", mesela? sana özgürlüğünü sonuna kadar veriyorum,ey lamba! seçimini yapmakta özgürsün!
bir sokağı aydınlatmak yürek ister,bilirim! ama az önce kişisel/geleneksel pul sayım ve bakım günümde özenle aydınlattığın pullarım da sana teşekkürlerini iletmekte... güneşimiz oldun..ışığımız oldun! sen çok yaşa!
saat 03.06! biliyor musun,bence 3 9'a aşık! ama 6 da 3'e aşık! aradan 6 çekilse...kavuşacaklar belki! ama..aması başka sayfalara..
gokce
ocak 29
No comments:
Post a Comment