brooklyn bridge & pizza && wine = New York
bazen bir şeyler tam da sınırındadır!
biraz daha az olsa ya da ne bileyim biraz daha fazla, olmayacak ve bozulacak tüm büyü... yani sözüm ona ki: "denge"
ve hayatla bu dengeyi yakalamakta bir sorunumuz yok galiba:)teşekkürü borç bilirim kendisine:p
Brooklyn Bridge...Sohbet etmekten her zaman keyif aldığım,benim için gerçekten önemli olan, tüm hayallerimi,amaçlarımı içtenlikle anlatabildiğim ve bazen de dahil ettiğim Jordan.. New York'un tam da üstünde, şehre karşı konuşulanlar...Rüzgarın kıskançlığı ve eşliği..Ardından yenilen pizza ve masaya eşlik eden kırmızı şarap..Ki dilimde,dudağımdadır tadı hala...
Yiyemediğimiz dondurmalar da aklımda kalacak olandır aslında(:
aralık 24 , '09 new york
brooklyn'nin ardından...
gokce
şu an tam da üzerinde olduğun yer,bir ada! gokce'ada! kaktüs'ada! yerli halkın deyimiyle"gokceitobellacactus" burada bir krallık yaşar! kelimelerin kelimelerle savaşından kazanılmış bir "kelime krallığı!" ondandır ki,giderken bir iki düşünceni unut burada!unut ki öğütüp kelime elde edebileyim! bir de inanmayacaksın belki ama;göçebedir bu ada!göçebedir bu krallık!
Tuesday, December 29, 2009
Saturday, December 26, 2009
:) kırmızı şal!
not: bu buraya yayınlanmakta geç kalınmış, ders alınması gereken bi gokce ergin klasiğidir!:)
hayır hayır hayır....!
her şey bu kadar da toz pempe olmamalı:( olmamalı işte! ol-ma-ma-lı!
kendimi hiç mi hiç affetmeyeceğim bir hata yaptım ben! dün yıkadığım tüm beyaz kıyafetlerim artık pempe!!!
toz pembe! ya da ne bileyim bebek pembesi midir nedir... ondan işte! pişmanlık pembesi! ewet ewet pişmanlık pembesi..!
bir de açtım ki makinayı her şey pempe...! aa,dedim benim kıyafetler değil bunlar! ama!!! atıp atmamak da kararsız kaldığım;gökçelik yapıp attığım hafif kırmızı şal!!! ewet ewet! we yaptığı affedilmez kalleşlik...
atsam mı atmasam mı diye kendimle inatlaştığım için kendime mi kızmalıyım yoksa!? kızgınım işte! kırmızı şala! kendime..
demin göz göze geldik..mutlu musun şimdi dedim.. mutlu musun! sustu..bir şey diyemedi...!
hiç bitmek bilmeyen umudumdandır mıdır nedir,bir daha yıkayayım dedim! ama..nafile! her şey aynıydı! oysa ne de güzel ve masumca ummuştum kapağı açınca her şeyi beyaz görmeyi!
onlar yeniden beyaz olmalı! :( oda arkadaşımın çabaları..elde awuçta ne warsa kullandığımız kimyasallar..sonuç yok! kabul etmeliyim artık galiba! kabul etmeliyim bu pembeliği...derken, deneyeceğim son şanş..aldığım extra beyazlatıcı.. o beyazlatıcıyı almanın da ayrı hikayesi..üzüntüme eşlik etmesi kasiyerin..şimdi onun da her şeyin yeniden beyaz olmasını istemesi.. hoş olmalı.. hoş olmalı bu ortak duygu..!
he bir de annemin benimle alay etmesi az önce...! hoş oldu yani he..eywallah,anne!
şimdi tüm oda gerçekten pespembeyken..işe koyulcam..
siz kendinizle inatlaşmayın sakın! risk bazen iyi değilmiş...! (!)
son pişmanlık fayda etmez der müslüm baba:) hehhehe:)
sewilmekte we öpülmektesiniz...
not: sn. beyza tepe!!! bu mail niye "sadece bana" gönderilmedi diye huzursuzluk çıkarma:) hheheehheehhehe:) senin tüm beyazlarını mor yaparım he! :) iyi fkir:) akıllı,uslu ol bakayım:)
gokce'09 arkansas
hayır hayır hayır....!
her şey bu kadar da toz pempe olmamalı:( olmamalı işte! ol-ma-ma-lı!
kendimi hiç mi hiç affetmeyeceğim bir hata yaptım ben! dün yıkadığım tüm beyaz kıyafetlerim artık pempe!!!
toz pembe! ya da ne bileyim bebek pembesi midir nedir... ondan işte! pişmanlık pembesi! ewet ewet pişmanlık pembesi..!
bir de açtım ki makinayı her şey pempe...! aa,dedim benim kıyafetler değil bunlar! ama!!! atıp atmamak da kararsız kaldığım;gökçelik yapıp attığım hafif kırmızı şal!!! ewet ewet! we yaptığı affedilmez kalleşlik...
atsam mı atmasam mı diye kendimle inatlaştığım için kendime mi kızmalıyım yoksa!? kızgınım işte! kırmızı şala! kendime..
demin göz göze geldik..mutlu musun şimdi dedim.. mutlu musun! sustu..bir şey diyemedi...!
hiç bitmek bilmeyen umudumdandır mıdır nedir,bir daha yıkayayım dedim! ama..nafile! her şey aynıydı! oysa ne de güzel ve masumca ummuştum kapağı açınca her şeyi beyaz görmeyi!
onlar yeniden beyaz olmalı! :( oda arkadaşımın çabaları..elde awuçta ne warsa kullandığımız kimyasallar..sonuç yok! kabul etmeliyim artık galiba! kabul etmeliyim bu pembeliği...derken, deneyeceğim son şanş..aldığım extra beyazlatıcı.. o beyazlatıcıyı almanın da ayrı hikayesi..üzüntüme eşlik etmesi kasiyerin..şimdi onun da her şeyin yeniden beyaz olmasını istemesi.. hoş olmalı.. hoş olmalı bu ortak duygu..!
he bir de annemin benimle alay etmesi az önce...! hoş oldu yani he..eywallah,anne!
şimdi tüm oda gerçekten pespembeyken..işe koyulcam..
siz kendinizle inatlaşmayın sakın! risk bazen iyi değilmiş...! (!)
son pişmanlık fayda etmez der müslüm baba:) hehhehe:)
sewilmekte we öpülmektesiniz...
not: sn. beyza tepe!!! bu mail niye "sadece bana" gönderilmedi diye huzursuzluk çıkarma:) hheheehheehhehe:) senin tüm beyazlarını mor yaparım he! :) iyi fkir:) akıllı,uslu ol bakayım:)
gokce'09 arkansas
Tuesday, December 22, 2009
"good morning America" :)
hayır yani,normal insanlar New York'a gelince ne yapar!? İşte uslu uslu Times Meydanı, Özgürlük Anıtı vs... gezerler, görürler. Ne kadar normal:) Ama ne kadar da sıkıcı:) Benim bunları yapasım gelmiyor mesela;o kadar merak falan da ettiğim yok ,yapılmamış olmamak için yapılıyor gibi geliyorlar. Yanlış mıyım!? Neyse, bu benim kendi davam da...Ne yaptım ben bugün:)Sabahın 6 buçuğunda:) Times'ta yürürken, aman allahım bir kalabalık bir kalabalık! Hayır nesin nesi yani:)!? İş saati değil bir şey değil... Desem de olayı o kadar garipleştirmeyeyim;çünkü o kuyruğa bizzat, kendi isteğimle, baskısız,müdahalesiz dahil olacak olan da benim birazdan:) Heheh:) İnsanlar 7.30'da başlayan "Good Morning America" programına konuk olmak için bekliyorlarmış! Çok çok beğenilen izlenen bir sabah programıymış! Yahu,kardeşim-gidin uyuyun;allah allah!:)Başka işiniz mi yok nedir:)desem de "Hadi biz de girelim,biz de girelim,bişi olmaz " diye tutturan da bu satırları yazan bizzat benim (: Ve sıradayız:) Herkes nasıl mutlu,nasıl heyecanlı sebepsiz! Gerçi o da güzel:) Sanki dersin oscarlık film çekimlerine oyuncu aranıyor,sıraya girmişler...Neyse arandık,tarandık ve stüdyodayız! Ben neden burdayım,çıksak!? Hayır,çok geç... ! Stüdyodaki kız onu yapmayın,bunu yapmayın diye bilgilendiriyor ve soruyor aranızda başka ülkeden gelen var mı!? Haydi...!!! Ben kaldırıyorum elimi, Türkiye diyorum,Türkiye'denim:) Tüm bakışlar ben de...Sevgi dolu süzmeler,gülümsemeler! Alkışlar! Yanımdaki Teyzenin, Türkiye'nin neresinden neresinden diye sormaları,başlayan Türkiye muhabbetimiz. Teyze de maşallah,tesadüfe bak ki tüm Türkiye'yi gezmiş. Başlayan "başı kapatma" muhabbeti! O dedim, bir zorunluluk değil; bir seçim.. (seçim!?,ne kadar seçim?) Siz de görmüş olmasınız ki,tüm Türkiye öyle değil,dedim. Evet evet dedi, değildiniz tabi. Olmayacağız da dedim içimden! Sonra program başladı, aman allahım bu nedir ya,dedim. Eğlence anlayışı bu mu yani...Ben çıksam sahneye,ben sunsam tüm Amerika'nın gerçekten daha çok eğleneceğini garanti edebilirim! Adam çok yakışıklıydı bir kere! Ne gereği var!? Sabah sabah enerjik adam lazım, on bin kat makyajlı,takım elbiseli adam akşam işe yarar:) Her neyse!!! Sağolsunlar, babaannelerin günlerine güzel başlamalarını sağladılar:) O saatte, incil okumak için uyanan çok teyze biliyorum:) "Good Morning America"!!! Aman allahım ya, hiç unutmayacam:) Bir o kalmıştı yani yapılmadık:) heheheh:) Ha bu arada aramızda bu;Amerika'da olan yüksek itibarımın sarsılmasını istemiyorum! Saygılar.
aralık 22'09 gokce
i wish...
i wish, grown ups could remember being kids:)
new york, times square 04.15 a.m :) !! (huppp!) everybody is slepping;but the city is still awake:) New York!! Let's sleep together:p i wanna tell my best fable to make sleep you:p
(!!!!) ?? :p ♥ istanbul!! wake up:)
iki şehrin de saatine uymammak, iki şehri de birbiriyle aldatmak:) çok zevkli:)tarifsiz:p taptaptarifsiz:) iyi de bu gevgevgevgevezelik nie:)
Monday, December 21, 2009
i wish...
i wish, i had one more heart in my right side:p, that is in love with my other part i've already had in the left:) real passionate love!!! that is my source of inspiration :) Santa? Is it possible!? ♥
december 21'09 new york
december 21'09 new york
Saturday, December 19, 2009
kuzeye gitmek...
aralık 17
Kuzeye gitmek…
Sadece Kuzeye gitmek değildir. Hele de bir güneyliysen; güneşle büyümüşsen!
Ey güneyli! Sanadır bu birkaç satırım! Belki bilmezsin ama ; o, bu değil; güneştir senin en iyi arkadaşın! Annenin seni ona emanet ettiği, sokağa onunla çıkmana izin verdiği, o yorulunca eve dönme vaktinizin geldiği.
Şimdi güneyden ve güneşten çok uzakta; New York’a giderken… Bir tren eşlik ediyor yolculuğuma ve de başarıp satırlarıma… Aslında ben bana çok şey öğreten tren yolculuğuma kelimeleşme amacındaydım,lakin sabah gözümü açıp dört bir yanda gördüğüm beyazlık… Dur, dedi. Ben de varım.. Onun da eşlik etmesi şimdi yolculuğuma, kendinden emin bir şekilde satırlarıma..
Ben, tren yolculuğu, kar ve New York! (; Ki Chicago’nun kokusu hala tenimdeyken! :p Nedir bu! Yok,öle şans falan değil başlı başına. Bana sadece şanslısın deme; üzülürüm! Sanki hiçbir şeyi hakketmemiş de her şey tesadüf olmuş gibi… Bu, bu başka bir şey! Farklı farklı romanların,hikayelerin ve hatta masalların farklı sayfalarını ard arda yaşamak gibi bu.. Bir başkası olup, kendi hikayeni izlemek gibi kuşbakışı! Ve de hiç bıkmadan! Evet evet, gerçek Gokce olup; tüm yetkiyi diğer Gokce’ye verip bir kenara çekilip onun hikayesini izlemek gibi! Ya bu Platon’un yok duyular evreni, yok idealar evreni saçmalığı gibi mi oldu yoksa(: ? Yeryüzündeki Gokce, aslında idealar dünyasındaki Gokce ideasının bir yansımasıdır! Hahhaa! Her neyse; anlatılmak istenen şudur ki, ben mutluyum benle,kardeş!(; Hata yaptığında ona kızan başka bir Gokce var! Mutluluğunda onunla mutlu olan, huzuru ve gururu paylaşan! Ben ve Gokce:)
Şimdi değişirken enlemler, kuzeye giderken, mutluluktan sebep gevezeyken,eksik mi biri? Biri!? Vay be, bu soruyu hiç bu kadar sesli sormamıştım ;) Cevabın evetliğini hiç bu kadar kabul etmemiştim;) Evet,biri eksik,belki de! (; Her yolculuktan sonra , birine ihtiyacım olup olmadığımı vurgulamamın, o kadar valiz taşıyıp omuzlarımda beliren ağrılarla bir bağlantısı var mı acaba!? (; Evet evet, biri olsa valizlerin ucundan tutsa ,benim de yüküm hafiflese(!), fena olmaz, he!
Sayın Ergin, kendinize bir kulaklık almamın vakti geldi de geçiyor. İnsanlar sizin dinlediğiniz müzikleri dinlemek zorunda değiller,bilmem farkında mısınız! Herkesin kulağında kulaklık var,nasıl olsa duymazlar demekle de 5 yaşındaki bir çocuğun bencilliğini sergilemektesiniz,bu nasıl bir mantıktır,hiç hoş değil… (gerçekten hoş değil); inatla hatırlatırım ki kulaklık almanızın vakti geldi de geçmekte! (Kesinlikle)
Kesinlikle, kesinlik de, şu ray sesinden ben bile duyamazken, insanların nasıl ve ne derece duyduğunu da sorgulamaktayım! (;
Ha söylemeyi unuttum, dün Chicago’dan dönerken yanımda oturan genç bir adam vardı, gramerime dikkat etmeyecek kadar genç evet:) haha;) Defterini çıkarıp bir şeyler yazmaya koyuldu ciddiyetle ;güldüm içimden! Kendimi hatırladım(: Bir şeyler mi yazıyorsunuz,dedim. Evet,dedi,yapmakta olduğu işe ilgimi anlayarak.
-Ben de sıklıkla yaparım, çok sevdiğim bir şey. Birazdan ben de yazacağım belki,dedim.
-Gerçekten mi! Chicago hakkında yazacaksın değil mi,diye sordu.
O an anladım onun,senin benim gibi bir “yazan” değil; bir yazar olduğunu;çünkü biliyordu herkesin en son sevgilisine yazacağını!
Laf lafı açtı..Onu dinledikçe,benden daha manyak olduğunu anladım(; Ben, Memphis’ten New York’a trenle gitmenin akla yatkınlığını sorgularken;ama akla yatkınsızlığını yapmayı severken ve seçerken; genç yazar, California’dan, yani Amerika’nın bir ucundan, New York’a,bir diğer uca, trenle gitmeyi seçmişti. 3-4 gün sürer yani. İzmir-Erzurum(: Akla getir bi’..Düşün kaç katı!
Çok şaşırdım ve neden diye sordum;ben o kadarını yapamazdım. Çünkü dedi(İngilizce’den, güzel Türkçe’mle Türkçe’ye çevirimle..heheeheh), şehirlerde var olduğunu düşündüğümüz hikayeler, aslında şehirlerin arasında gizlidir…Onlarla beraber yazıyorum dedi,şehirlerin arasında saklı kalan hikayelerle.Eşlik ediyorlar bana..” O an, sustum ve kendimi daha çok sevdim.Şehirlerde var olduğunu sandığımız hikayelerin,şehirler arasında gizlenmesi aslında!! Ben, bu cümlenin bir yerlerindeyim! Ben, varım bu cümlede!Evet,evet varım!
Hadi Türkiye’den yola koyulup, trenle Rusya’ya gidelim arkadaş(: Haahahaha:) Çürürüz yollarda he!(;
-Ömrü yollarda çürüdü.
-Kamyon şöförü müydü? diye sorarlar ardımızdan hahhaah(:
4 saat sonra New York!
Keseyim de sesimi uyuyayım biraz(;
Öpüldünüz,ada halkı(;
gokce’09
Chicago- New York arası
Kuzeye gitmek…
Sadece Kuzeye gitmek değildir. Hele de bir güneyliysen; güneşle büyümüşsen!
Ey güneyli! Sanadır bu birkaç satırım! Belki bilmezsin ama ; o, bu değil; güneştir senin en iyi arkadaşın! Annenin seni ona emanet ettiği, sokağa onunla çıkmana izin verdiği, o yorulunca eve dönme vaktinizin geldiği.
Şimdi güneyden ve güneşten çok uzakta; New York’a giderken… Bir tren eşlik ediyor yolculuğuma ve de başarıp satırlarıma… Aslında ben bana çok şey öğreten tren yolculuğuma kelimeleşme amacındaydım,lakin sabah gözümü açıp dört bir yanda gördüğüm beyazlık… Dur, dedi. Ben de varım.. Onun da eşlik etmesi şimdi yolculuğuma, kendinden emin bir şekilde satırlarıma..
Ben, tren yolculuğu, kar ve New York! (; Ki Chicago’nun kokusu hala tenimdeyken! :p Nedir bu! Yok,öle şans falan değil başlı başına. Bana sadece şanslısın deme; üzülürüm! Sanki hiçbir şeyi hakketmemiş de her şey tesadüf olmuş gibi… Bu, bu başka bir şey! Farklı farklı romanların,hikayelerin ve hatta masalların farklı sayfalarını ard arda yaşamak gibi bu.. Bir başkası olup, kendi hikayeni izlemek gibi kuşbakışı! Ve de hiç bıkmadan! Evet evet, gerçek Gokce olup; tüm yetkiyi diğer Gokce’ye verip bir kenara çekilip onun hikayesini izlemek gibi! Ya bu Platon’un yok duyular evreni, yok idealar evreni saçmalığı gibi mi oldu yoksa(: ? Yeryüzündeki Gokce, aslında idealar dünyasındaki Gokce ideasının bir yansımasıdır! Hahhaa! Her neyse; anlatılmak istenen şudur ki, ben mutluyum benle,kardeş!(; Hata yaptığında ona kızan başka bir Gokce var! Mutluluğunda onunla mutlu olan, huzuru ve gururu paylaşan! Ben ve Gokce:)
Şimdi değişirken enlemler, kuzeye giderken, mutluluktan sebep gevezeyken,eksik mi biri? Biri!? Vay be, bu soruyu hiç bu kadar sesli sormamıştım ;) Cevabın evetliğini hiç bu kadar kabul etmemiştim;) Evet,biri eksik,belki de! (; Her yolculuktan sonra , birine ihtiyacım olup olmadığımı vurgulamamın, o kadar valiz taşıyıp omuzlarımda beliren ağrılarla bir bağlantısı var mı acaba!? (; Evet evet, biri olsa valizlerin ucundan tutsa ,benim de yüküm hafiflese(!), fena olmaz, he!
Sayın Ergin, kendinize bir kulaklık almamın vakti geldi de geçiyor. İnsanlar sizin dinlediğiniz müzikleri dinlemek zorunda değiller,bilmem farkında mısınız! Herkesin kulağında kulaklık var,nasıl olsa duymazlar demekle de 5 yaşındaki bir çocuğun bencilliğini sergilemektesiniz,bu nasıl bir mantıktır,hiç hoş değil… (gerçekten hoş değil); inatla hatırlatırım ki kulaklık almanızın vakti geldi de geçmekte! (Kesinlikle)
Kesinlikle, kesinlik de, şu ray sesinden ben bile duyamazken, insanların nasıl ve ne derece duyduğunu da sorgulamaktayım! (;
Ha söylemeyi unuttum, dün Chicago’dan dönerken yanımda oturan genç bir adam vardı, gramerime dikkat etmeyecek kadar genç evet:) haha;) Defterini çıkarıp bir şeyler yazmaya koyuldu ciddiyetle ;güldüm içimden! Kendimi hatırladım(: Bir şeyler mi yazıyorsunuz,dedim. Evet,dedi,yapmakta olduğu işe ilgimi anlayarak.
-Ben de sıklıkla yaparım, çok sevdiğim bir şey. Birazdan ben de yazacağım belki,dedim.
-Gerçekten mi! Chicago hakkında yazacaksın değil mi,diye sordu.
O an anladım onun,senin benim gibi bir “yazan” değil; bir yazar olduğunu;çünkü biliyordu herkesin en son sevgilisine yazacağını!
Laf lafı açtı..Onu dinledikçe,benden daha manyak olduğunu anladım(; Ben, Memphis’ten New York’a trenle gitmenin akla yatkınlığını sorgularken;ama akla yatkınsızlığını yapmayı severken ve seçerken; genç yazar, California’dan, yani Amerika’nın bir ucundan, New York’a,bir diğer uca, trenle gitmeyi seçmişti. 3-4 gün sürer yani. İzmir-Erzurum(: Akla getir bi’..Düşün kaç katı!
Çok şaşırdım ve neden diye sordum;ben o kadarını yapamazdım. Çünkü dedi(İngilizce’den, güzel Türkçe’mle Türkçe’ye çevirimle..heheeheh), şehirlerde var olduğunu düşündüğümüz hikayeler, aslında şehirlerin arasında gizlidir…Onlarla beraber yazıyorum dedi,şehirlerin arasında saklı kalan hikayelerle.Eşlik ediyorlar bana..” O an, sustum ve kendimi daha çok sevdim.Şehirlerde var olduğunu sandığımız hikayelerin,şehirler arasında gizlenmesi aslında!! Ben, bu cümlenin bir yerlerindeyim! Ben, varım bu cümlede!Evet,evet varım!
Hadi Türkiye’den yola koyulup, trenle Rusya’ya gidelim arkadaş(: Haahahaha:) Çürürüz yollarda he!(;
-Ömrü yollarda çürüdü.
-Kamyon şöförü müydü? diye sorarlar ardımızdan hahhaah(:
4 saat sonra New York!
Keseyim de sesimi uyuyayım biraz(;
Öpüldünüz,ada halkı(;
gokce’09
Chicago- New York arası
Thursday, December 10, 2009
bu bir sitemdir!
sayın yağmur topuz!!
cümlenin başından "sayın" ı atmama sebep olacak,affedilmeyecek hatalar yapmaktasınız!ben burda "lahmacun" özlemiyle yanıp yanıp yanıp tutuşurken, tutuşup tutuşup kül olurken ve de en çok özlediğim "warlığın" lahmacun olmasını da gizliden gizliye kendi içimde sorgularken;yanına güzelim ayranı dilerken;elin bilmem nerelileriyle ve de keyifle yemekte olduğunuz lahmacunlar;boğazından nasıl geçti sorarım! sorarım! sızlamadı mı hiç vicdanınız?bunu basına yaymaktan hiç mi utanmadız?benim onları görme olasılığımı hiç mi,hiç mi,hiç mi hesaba katmadınız!?bu terbiyesizliğiniz yetmezmiş gibi; o güzelim kebapları, turşuları, pide ekmeklerini, sütlaçları, kemalpaşaları,"aşure" leri de bu affedilmeyecek hatanıza nasıl dahil ettiniz?sorarım! sizi Tanrı bile affetmez Topuz! Hadi oldu da affetti; ben affetmem bayan vicdansız,duygusuz! affetmem! bilirsin,affetmem! Sevgim bitti! Saygılar!
gokce ergin- 2015 Uluslararası Lahmacuncular Federasyonu Başkanı!
gokce'09 aralık 10,arkansas
cümlenin başından "sayın" ı atmama sebep olacak,affedilmeyecek hatalar yapmaktasınız!ben burda "lahmacun" özlemiyle yanıp yanıp yanıp tutuşurken, tutuşup tutuşup kül olurken ve de en çok özlediğim "warlığın" lahmacun olmasını da gizliden gizliye kendi içimde sorgularken;yanına güzelim ayranı dilerken;elin bilmem nerelileriyle ve de keyifle yemekte olduğunuz lahmacunlar;boğazından nasıl geçti sorarım! sorarım! sızlamadı mı hiç vicdanınız?bunu basına yaymaktan hiç mi utanmadız?benim onları görme olasılığımı hiç mi,hiç mi,hiç mi hesaba katmadınız!?bu terbiyesizliğiniz yetmezmiş gibi; o güzelim kebapları, turşuları, pide ekmeklerini, sütlaçları, kemalpaşaları,"aşure" leri de bu affedilmeyecek hatanıza nasıl dahil ettiniz?sorarım! sizi Tanrı bile affetmez Topuz! Hadi oldu da affetti; ben affetmem bayan vicdansız,duygusuz! affetmem! bilirsin,affetmem! Sevgim bitti! Saygılar!
gokce ergin- 2015 Uluslararası Lahmacuncular Federasyonu Başkanı!
gokce'09 aralık 10,arkansas
Wednesday, December 09, 2009
"kelime krallığımın kralıyımdır ben ama"...

yazmak...! kelimeleri ard arda sıralamak değildir! özne,tümleç,yüklem de değildir sadece! özneden yükleme bilmem kaç hikaye yaşamaktır,yaşananları hatırlamaktır, yaşayacak olmaktır! öznenin yükleme anlattığı hikayedir,hikayelerdir! öznenin yükleme gevezeliğidir yani.. bazen de suskunluğu! suskunluğudur avazı çıktığı kadar! öznenin yükleme tutkusudur! öznenin bilmem kaç kelime aşıp yükleme kavuşma arzusudur ve varmasıdır...varamamasıdır da bazen! öznenin yükleme "yazmasıdır"! öznenin yüklemle birlikteliğidir! bazen bi cümle, bazen bi sayfa süren! özneyle yüklemin "kelime kelime verip" cümle olmasıdır! bazen yükleme küsüp tek başına cümle olmaya çalışmasıdır ..yükleme özenmekten de sebep! öznenin yükleme giyinmesidir! yüklemin şehvetle beklemesidir! öznenin yok olup, gizlenmesidir bazen! "ama,bak ben hala burdayım" demesidir! öznenin çocukluğudur, yaramazlığıdır, kıskançlığıdır... yükleme büyümesidir öznenin..samimiyetidir sonra..fedakarlığı! atıp tüm harfleri bavula alıp başını gitmesidir de bazen! oznenin baska yuklemlerle de sevişmesidir! ama sevmesi değildir;yükleme inat! çünkü yazmak;öznenin yükleme gizli yeminidir!
işte bu yüzdendir ki ada halkı, özneleri yüklemlerine kavuşturmaktır benim görevim! emekleyen kelimelerime yürümeyi öğretmektir! onlarla beraber koşmayı da öğrenmemdir ama! kelime krallığımdır en büyük hazinem! özne olmaklığımdır! yükleme tutkumdur! bazen de yüklemleşmemdir tek başıma! özneyi de yüklemi de cümlede serbest bırakmamdır! birakmam birakmamdir ama; kendi kelime kralligimin krali olmamdan sebep, son sozu soyleyip;noktayi koyanımdır...
gokce'09 aralık 9, arkansas
Subscribe to:
Posts (Atom)