Tuesday, August 24, 2010

yüzü güneş esmeri...

herhangi bir kelimenin anlamını öğrenmek için başvurduğum türk dili kurumu,nedendir bilmem, her defasında kendi ismimin anlamı bir kez daha sorgulama istediği uyandırır bende. sanki hiç bilmiyormuş gibi heyacanla bir kez daha bakarım gökçe'ye... yeni öğreniyormuş gibi de okurum teker teker tüm anlamları. hoş...

bugün ardı ardına sıralanmış üç kelime çartı gözüme: yüzü güneş esmeri.
beğendim pekçe.

Thursday, August 19, 2010

..

halep'inkiydi, antakya'nın hava durumunu bulamayınca kontrol ettiğim... :)

Wednesday, August 18, 2010

.

 zamanla anliyor insan, kimden&kimlerden irak düştügünü...

"petrol ofisleri" adam/bay/bey/oğlan mekanlarıymış meğer!

salt ve inception'i gibi kafa yoran iki filmi 3'er saat araliklarla izlemek, pek bir yorucu oldu sanki! 
Inception diyorum; cunku turkce cevirisinin " baslangic" olmamasi gerektigini an itibariyle dusunuyorum! Ruyalar, bilincalti...fikir yerlestirme! Etik olmasa da zeki&ilginc bi' kurgu!  
Gunlerdir konusulan, herkesin bir anda "en" filmi olan inception yine de beni yordu!  asiri zekiliginin bir sure sonra baska sifatlarla anilabilecegi turdendi.

Amerikalarin psikolojik rus/kominizm korkusunu (!)  dile getiren "salt" fantastikti. mekke'ye yonlendirilen usler, politik bir amerikan filminin "muslumansiz" olamacaginin da kanitiydi.  kisisel hayatinda gayet "butunlestirici" olan, unicef'ci jolie, bu Sefer pek bi parcalayiciydi!!!  bir rus edasiyla fon-dip'ledigi votkasi gayet hostu ama.  
sinema koltuklari sirtimi , efektler kulagimi hayli mesgul etti. 
En iyisi uyumak! Hiç ruya gormeden!;) 

derken...

"petrol ofisleri" adam/bay/bey/oğlan mekanlarıymış meğer!

Monday, August 16, 2010

bu, bir sitemdir II

sehrin neredeyse çeyreğinin misafir olduğu bankalar.. bütün islemleri bile bile daha da zorlastiran bankacılar... bu zaman çalan & sinir bozan düzene sitemim giderek büyüyor!  

derken...

Bir kase aşûre'nin sekerledigi aksamustum, her seye deger!     

sözde demokrasi II

demokrasi demisken,
bir kere demokrasi acayip bir şey! Hani böyle vitrindeki en cafcafli & pahalı; lakin kullanma talimatı okunmazsa yarına kirilacak & bozulacak oyuncaklar gibi! Öyle bir şey...  
Tamam,toplumun toplum icin vereceği kararlarda hiç bir ayrım yapmadan tüm bireylere eşit siyasi hakları veren cumhuriyetin   en aklı basında uygulanis bicimi... bu beyni yeterince doyuran bir tanım! lakin, laf pratikte demokrasiye gelince is değişiyor! Demokrasi sorgulanan,hatta hatta savunduğumuz siyasal eşitliği bile bize sorgulatan, bir kavram haline geliyor! Tarihten birileri çıkıp , yahu kardesim tamam herkese oy hakkı verelim de, daha eğitimli olana daha fazla oy, dagdaki cobana da ona gore daha az oy hakki tanıyalım deme cesaretini bile gösterebiliyor.Okuyan, egitim gören herkes sanki çok da doğru karar veriyormuş gibi!!!! Hem bu nasılda asagilayici bir şey!
 
demokrasinin cogunlugun egemenliğine donusmemesinin tek yolu  tüm bireylerin ne neden niçin deyip gercekten SORGULADİKLARİ bir karar alip verme mekanizmasidir! Bu da ozgurluktur zaten! Kisinin dininden de dilinden de egitim seviyesinden de degerli en soyut hazinesidir...
 
Bireyler, kendi kisisel partilerinin evet dediklerini de sorgulamalı, gerektiğinde hayır da diyebilmelidirler! Baska nasil isleyebilir ki siyaset? Baska nasil ilerler ki toplum? 
             

Thursday, August 12, 2010

sözde demokrasi!

sunulan anayasa maddelerin tam içeriğini bilmeden, desteklediğimiz(tuttuğumuz mu desem yoksa??) siyasi grubun kararıyla oylayacağımız,oylamak zorunda bırakılacağımız değişiklik, nasıl da demokratik!

türkiye'nin bu 'demokrasi anlayışı' ndan gittikçe utanıyorum! ... derdi belki de bu sefer fazıl say!