
hiç olmadığım kadar açıksözlü olursam;kaç kişiyi üzer, kaç kişinin canını yakarım?
Bilemiyorum... Ama artık pek de umursamıyorum açıkçası... İnsanlar düşüncelerini önyargıyla oluştururken ve de doğruymuş gibi körü körüne inanıp yaşamlarını ona temellendirirken... ve de nasıl neyden sebep bilmem,haklılarmış gibi senin düşüncene,dolayısyla sana saygısız bir tavır sergilerlerken ben daha nasıl anlayışlı olabilirim ya da olmalıyım ,sen söyle? Çok çok sinirliyim... Ve daha da kötüsü kızgın ve bir o kadar üzgünüm! Önyargılar... Ah bu önyargılar.. Bile bile ona saplantılar!
-Sen de benim terörist olabilceğimi düşünüyorsun,değil mi? O potansiyeli görüyorsun yani ben de? Kafanda öyle bir düşünceye sahip olabiliyorsun...
... ... değil mi? diye sordu bana yeni tanıştığım Hassan. Ki ikinci sorusuydu.. Düşün,daha adımı bile sormadan..
sessizlik... ...
.... .... Bu soru..Sorudan daha başka ve fazla bir şeydi aslında! Bir özeti gibiydi son 8-10 yılın.. Belki de çok çok daha öncesinin!
Verdiğim hangi cevap yeterli olabilecekti ki? Hangi cümle, hangi açıklama noktalaştırabilcekti ki o sorunun acımazsızlığını? O soru, sorulmaya bir şekilde devam edilmeyecek,o anlam yine ima edilmeyecek miydi ki?
Toplumlar öle düşünmeye devam ederken, "küresel önyargı"lar almış başını giderken, benim bireysel önyargısızlığımın ne değeri vardı ki onun gözünde? Ona nasıl anlatabilirdim ki ona, geçmişine, ülkesine, kültürüne verdiğim değeri?
Sevmiyoruz öteki,uzaklardaki Arapları,Müslümanları?! Evet,ne dersen de,kullandım o kelimeyi. Sevmiyoruz ve inkar ediyoruz gizliden gizliye! Tarihten,dinden, acımasızca eleştirdiğimiz kültürlerinden sebep..Sevmiyoruz! Ta ilkokuldan başladık, başlatıldı hem de! Batıyı medeniyet kabul ederken (medeniyet dediğin!? tek dişi bile kalmamış canavar...) , gerici diye isimlendirdik "diğerlerini"..."Ötekileştirdik.. Ve daha vahimi öte'ledik.. Suriye'yi..Irak'ı.. İran'ı.."Koca", katı Arabistan'ı... Türkiye'de Hatay'dan sonrasını yani.. Bazen Hatay'ı bile..Keskin ,içsel çizgiler çizdik,duvarlar kurduk...Duvarlar kurduk yıkılması zor... Köprüyü Batı'ya dayandırdık, dayandırmaya çalıştık ki o da bizi öte'lerken... Farkındayken;ama farkına varmak istemezken...
Dünyaya bin kere gelsem, yine büyümek isteyeceğim yerde, Hatay'da büyüdüm. Annem , babam ise haritanın başka yerlerinden,başka başka iklimlerden... Biri Karadenizin yağmurunda büyümüş,diğeri İç Anadolulunun kuraklığında..Bu yüzden hala va hala farklıdır yağmur yağdığında farkında olmadan yağmura verdiği tepkileri.. Odur ki hikaye, Mardin'de tanışıyorlar.. Kürtçenin konuşulduğu...! Millet, "Kürt Açılımı" diye sorunu açıklamaya çalışırken şimdi, on sene önce babam çoktan yapmıştı bana kürt açılımını: Bu haritanın içinde olan, bu ülkenin sorunudur. Bu ülkenin sorununu, bu ülke çözecektir.
Sonra Hatay'a geliyorlar...Bir çok yerinde Arapça'nın konuşulduğu..Başka bi coğrafya, başka bir dil. Ki hatırlarım, 5-6 yaşındayken ben, nine (nene) ve dedeleriyle Arapça konuşuyorlardı tüm mahalle arkadaşlarım. Anlaşabilecekleri başka dil yoktu çünkü..(?) Onlardan farklı olduğumu anladım o an. Ev dilim, okul dilim, sokak dilim Türkçe'ydi çünkü. Hepsini özenle izler,dinler ve bir şeyler öğrenmeye çalışırdım;bunun çeşitlilik ve bir tür zenginlik olduğuna da inanırdım. Hem başka bir dilin varlığı başka bir kültürün varlığı da demek değil miydi?
Saçımı sevgiyle okşayan yaşlı bir dedenin ağzından Arapça sözcükler dökülünce anlamıştım aslında, her dilin benim dilim olduğunu... Sevgiyse senin dilinin anlattığı, bir şeyleri paylaşmaksa (neyi,neden sahiplendiğimizi de anlamış değilim..) ne kadar önyargılı ve hoşgörüsüz olabilir ki insan, ileri de gidiyorum bu hakkı nereden bulabilir ki? Seni nasıl acımazsızca yargılayabilir ki? "Barbar" diyebilir ki? Nedir ki medeniyetin sınırı? Ki Medeniyet nedir? Medeniyetsizlik nedir ki? Hiç okumadan, duyduğun her şeye nasıl inanabilirsin ki? Daha kötüsü inanmak isteyebilirsin ki? Arapsın,Müslümansın, hadi 3. bi sıfat da eksik kalmasın "Terörist" sin diyebilirsin? Ya da hadi biraz daha öte topraklara gidelim, on-on beş kendini bilmez Afganistanlının yaptıklarıyla, 15-16 yaşındaki Afganistanlı bir çocuğu nasıl yargılarsın? Ama o bir Afgan..,diyebilirsin? Pakistan Hükümetinin ya da Pakistan bilmem ne grubunun yaptıklarından dolayı 6-7 yaşındaki bir Pakistanlıyı kafanda nasıl bir terör unsuru olarak büyütebilirsin? İnsanları; ülkelerinden, ülkelerinin politikalarından, tepedeki kendini bilmezlerden, dinlerinden ve zamanın yarattığı kültürlerinden nasıl sorumlu tutabilir ve onlara önyargılı olabilirsin? Onun bunun sorumsuzluğundan bir bireyi nasıl sorumlulaştırabilirsin?
Kızgınım... Ona,sana,bana..
Kar da durdu, önyargısız kardan adam yapacaktım aslında ben! güneşte erimesine izin vermeyeceğim..
gökçe ergin