fazla mesaime yorgun düşmeye başladıklarından beri boyunlarını daha bi' büker oldular; değerli mesai arkadaşlarım:masa lambalarım! oluverse de dillenseler,neler derler;hep merak ederim! önce,bana bi' söverlerdi en hokkalısından! sonra, güneş "dua"sına çıkarlardı topluca kim bilir...! benimkiler de en önde gider,en önce de tutuklanırlardı "lamba anayasasına" aykırı gelip tüm lambaları kışkırtmaktan;bilirim!
-hadi canım sen de, dillenir mi hiç bi lamba? hem hiç "lamba anayasası" diye bir şey olur mu!? hangi dünyada yaşıyorsun sen? oldu olmadı "ajanda anayasası" diye de bir şey olsun. güneşin zar zor düştüğü ekim'de kasım'da senin de aklına düşüveren ajanda edinme fikrinden dolayı seni de yargılasınlar mesela. insanın kasım'da aralık'ta, ajanda edinesi tutar mı hiç?
fark ettim de:tam da beğenip ediniyorken;yılın bitmeye yakın olduğunu hatırlatıveriyor yaşanmamış ayların ajandadaki azınlığı. nasıl da hevesli oluyorum oysa... nasıl da ufak bir çocuk... sonra usulca,tarifsiz bi' hüzünle dışı renkli mi renkli, içi uslu mu uslu ajandayı yerine bırakıverme zorunluluğunu hissediyorum. minik hüznüme inat mini elim tekrar gidiveriyor, alayım diyorum; kızıyor oradan ocak,şubat..nisan mayıs..! bizim hiç mi hatırımız yok diyor oradan temmuz ağustos! bir kavgaya tutuşuveriyorlar... zaten güneş bile baş edemeyip farklı muamele gösterir olmuş her birine, ben mi geleceğim her birinin üstesinden? tamam diyorum,tamam. bu yıl kesinlikle unutmak yok, yaz bunu aklının ajandasına, bu sene ocak olur olmaz bir ajanda edinilecek!!!!
şimdi sen, yine unutacaksın güneş de unutunca aralık'ı,ocak'ı. bi' ajanda edinmek yine gelmeyecek aklına ocak 2011 vurunca takvim. sonra aradan aylar geçecek;yıl bitiverirken yağmurlu bir günde uğradığın şehir kitapçısında bir yerlerden gülümseyecek sana ajandalar, bir ajandan olmadığı gelecek haklına. yine elin gidecek...yine, yıl bitti bitecek. sonraya kalacak. yine aynı..hep aynı. senin bi' ajandan olmayacak!
ekim 22,'10 gokce.