Bir taraf sesini duyurmak için başka bir yol olmadığına inanıyor, öteki taraf duymak istemediği sesleri duymaktansa ölmeye razı gibi.
Her Türk’ün asker, her Kürt’ün gerilla doğduğu bir Türkiye. /ece temelkuran
şu an tam da üzerinde olduğun yer,bir ada! gokce'ada! kaktüs'ada! yerli halkın deyimiyle"gokceitobellacactus" burada bir krallık yaşar! kelimelerin kelimelerle savaşından kazanılmış bir "kelime krallığı!" ondandır ki,giderken bir iki düşünceni unut burada!unut ki öğütüp kelime elde edebileyim! bir de inanmayacaksın belki ama;göçebedir bu ada!göçebedir bu krallık!
Sunday, June 27, 2010
Monday, June 21, 2010
daktilo tuşlarına saygı! :)
bu masa üstü bilgisayarı & bilgisayarın klavyesi (bu arada "&" ile aramdaki sevimli münaset her geçen gün daha da ateşlenmekte;bakınız aşağıdaki satırlar ve ötekileri) ) , ilkokuldaki daktiloyı hatırlatıyor bana. çok severdim sesini. belki çok sevimli değildi, ama dengedeydi. bir de daktilonun kuralıydı sevdiğim: basayacağın her tuşa dikkat edeceksin, geri dönüşü yok! aşk gibi bir şey yani! oturup yeni bir roman mı yazsam yoksa, "daktilo kalpler" diye! bir ünlem daha. ve nokta.
galiba giderek sakinleşiyorum! kendime, fikirlere & olaylara! bu "psikoloji"nin mi etkisidir? doğduğumun günden beri peşime düşmüş iki rakamın, birbirine tutkusunun giderek ve de "büyüyerek" artmasından mıdır yoksa? bazen tam da yakalayıverecek oluyorlar birbirlerini; ama biri oyunbozanlık yapıp yine,ve hiç de sahibi değilmiş gibi ötekinin, dengeden tutkuya dönüştürüveriyor yine bu masum hikayeyi.denge ve tutku! güzel kelimeler...!
ne diyordum, sakinlik(: ne zamandır aynı şeyi duyuyorum:
- he psikolog olcaksın. hmm, demek ondan sakinsin bu kadar.
ama sakinlik çok iyi bir şey değil sanki! mesela, anlayışlı yapıyor beni! mesela, anlayabiliyorum insanları! mesela, kızmıyorum bazen. mesela, kıramıyorum pek.
bir şey daha yazcaktım, unuttum. şimdi gelir aklıma. ve geldi.
saygıya sahip insanlara inanılmaz hayranım! yani bir başka, böyle ulu bir hayranlık!
"farklılığa saygı " mesela. bu çok önemli bir şey olmalı! hatta, bu çok önemli.
işte böyle(:
sevgiler,öpücükler ve saygılar ada halkı:)
galiba giderek sakinleşiyorum! kendime, fikirlere & olaylara! bu "psikoloji"nin mi etkisidir? doğduğumun günden beri peşime düşmüş iki rakamın, birbirine tutkusunun giderek ve de "büyüyerek" artmasından mıdır yoksa? bazen tam da yakalayıverecek oluyorlar birbirlerini; ama biri oyunbozanlık yapıp yine,ve hiç de sahibi değilmiş gibi ötekinin, dengeden tutkuya dönüştürüveriyor yine bu masum hikayeyi.denge ve tutku! güzel kelimeler...!
ne diyordum, sakinlik(: ne zamandır aynı şeyi duyuyorum:
- he psikolog olcaksın. hmm, demek ondan sakinsin bu kadar.
ama sakinlik çok iyi bir şey değil sanki! mesela, anlayışlı yapıyor beni! mesela, anlayabiliyorum insanları! mesela, kızmıyorum bazen. mesela, kıramıyorum pek.
bir şey daha yazcaktım, unuttum. şimdi gelir aklıma. ve geldi.
saygıya sahip insanlara inanılmaz hayranım! yani bir başka, böyle ulu bir hayranlık!
"farklılığa saygı " mesela. bu çok önemli bir şey olmalı! hatta, bu çok önemli.
işte böyle(:
sevgiler,öpücükler ve saygılar ada halkı:)
Tuesday, June 15, 2010
Bu,bir sitem'dir.
Bankada sira beklerken tuslara atilip "ada" icin bisiler yazma fikrini suanda,tam da su dakikada hayata gecirdigim icin tesekkuru borc biliorum kendime;) nihahahaha;) bu ne ask,tanrim! Bankalari cok sevmiorum! Bankaya gelip beklemeyi sevmiorum! Karsimda, sanki baska hicbisimiz yokmus gibi yavas yavas hareket eden bankacinin bu bencil hareketinden de nefret ediorum! Bu kadar sevgisizlik ve nefret icinde tek guzel sey adaya atmakti kendimi;) ki isin daha da sevimsiz tarafi Sabah da geldim Ben buraya ama sevgili (!) bankacimiz biraz yavas bir hanimefendi oldugundan 10'daki ilkyardim dersime gec kalmayayim diye,yani gayet sorumluluk bilincimle,terk ettim bankayi!!! Ah bu terk edisler! Ah bu cesaret! "ahh... You left me speechless! So Speechless!! " diyor bayan gaga! Nihahahaha! Birazdan da oglearasini bahane edip yine burayi terk etmeme sebep olurlarsa...yikarim burayi! Hesabimdaki 646790865431458900 milyon doların işlem görmesi gerekiyor bir an önce;) nihahahaaaaaaa!
Friday, June 11, 2010
eyvah!
şimdi, belki mutlusundur diye; ödüm kopuyor! eyvah!
bu cümle, " bir tek dileğim var;mutlu ol yeter" arabesk edebiyatının aksine; çok postmodern ve psikolojik!
bu cümle, " bir tek dileğim var;mutlu ol yeter" arabesk edebiyatının aksine; çok postmodern ve psikolojik!
Monday, June 07, 2010
kişisel sözlük 1
kimi kelimeler var,kişisel tarihimde pekçe önemli! Mesela "Anadolu , Ortadoğu... biraz da Uzakdoğu.."
Anadolu denilince "emek" geliyor aklıma.
Ortadoğu denilince "gizem".
Uzakdoğu, "uzaktaki gizem :D "
böyle..unutmadan bir de "Telve"...
Anadolu denilince "emek" geliyor aklıma.
Ortadoğu denilince "gizem".
Uzakdoğu, "uzaktaki gizem :D "
böyle..unutmadan bir de "Telve"...
Tuesday, June 01, 2010
Dünyayı bal'lamak lazım! Paslanmış iyi dönmüyor!
Bugün 10-12 yaşında bir İsrailli çocuk gurur duyar ülkesiyle! Gurur duyduğu ülkesinin askerinin(ki hep asker olmak istemiştir; hani en kestirme yoludur kahraman olmanın!),uzaklardan;hangi amaçlarla geldiği pek de net olmayan;silah yüklü(!)bir gemiyi durdurması ve ülkesine girmesine izin vermemesinden sebep! Bu bir kahramanlıktır! Bu bir meydan okumadır! Hem İsrail'in sınırına bile varmadan(!) uluslararası alanda durdurulmuştur düşmanlar(!) Bu en kısa sürede tedbirleri almak, müdafaa etmektir! Vay be'dir!
Bugün 10-12 yaşında bir Türk çocuk gurur duyar ülkesiyle! Gurur duyduğu ülkesinin insanı, haksızlığa yine dayanamaz olmuş,sesini olanca gücüyle çıkarır olmuştur. Hem bu sefer uzaklara gidilicektir! Rota,Filistin'dir;yük,insanı yardım. Fakat; zaten oldum olası bir oyun bozan olan İsrail, insani yardım taşıyan ve sadece sivil insanların bulunduğu bir gemiye savaş uçaklarıyla, helikopterlerle saldırılmıştır. Üstelik bu uluslar arası sularda yapılmıştır. Masum insanların ölmesine ve yaralanmamsına sebep olunmuş ve sonra da "meşru müdafaa yaptık" denilmiştir. Acaba silah(!)dedikleri Gazze'ye götürülen özgürlük müdür? Ama Türk insanı gözü pektir, haksızlığa ses olmada yek. İsrail'in yaptığı hukuk ve insanlık dışı her şeyi dünya kamuoyuna duyurmak ve İsrail'e olan tepkiye devam etmek haksızlığa bir meydan okumadır. Vay be'dir!
Onu bunu şunu bilemem!
Ama birazdan iki çocuk uyuyacaktır İsrail ve Türkiye'de! Bir bardak süt içilecektir ama önce! Belki süte bir kaşıktan az da bal! Yastığa konacaktır usulca başlar; ve ülkeleriyle, olanca güçleri ve tüm kalpleri ile gurur duyup gözlerini yumacaktır iki velet!
Çünkü tam da böyledir yazılan tarih: haklı haksız kimdir bilemezsin!
Şu günlerde tadsız tutsuz dünyada, tat bardaktaki ballı süttedir belki de!
O zaman şeref'e!
Bugün 10-12 yaşında bir Türk çocuk gurur duyar ülkesiyle! Gurur duyduğu ülkesinin insanı, haksızlığa yine dayanamaz olmuş,sesini olanca gücüyle çıkarır olmuştur. Hem bu sefer uzaklara gidilicektir! Rota,Filistin'dir;yük,insanı yardım. Fakat; zaten oldum olası bir oyun bozan olan İsrail, insani yardım taşıyan ve sadece sivil insanların bulunduğu bir gemiye savaş uçaklarıyla, helikopterlerle saldırılmıştır. Üstelik bu uluslar arası sularda yapılmıştır. Masum insanların ölmesine ve yaralanmamsına sebep olunmuş ve sonra da "meşru müdafaa yaptık" denilmiştir. Acaba silah(!)dedikleri Gazze'ye götürülen özgürlük müdür? Ama Türk insanı gözü pektir, haksızlığa ses olmada yek. İsrail'in yaptığı hukuk ve insanlık dışı her şeyi dünya kamuoyuna duyurmak ve İsrail'e olan tepkiye devam etmek haksızlığa bir meydan okumadır. Vay be'dir!
Onu bunu şunu bilemem!
Ama birazdan iki çocuk uyuyacaktır İsrail ve Türkiye'de! Bir bardak süt içilecektir ama önce! Belki süte bir kaşıktan az da bal! Yastığa konacaktır usulca başlar; ve ülkeleriyle, olanca güçleri ve tüm kalpleri ile gurur duyup gözlerini yumacaktır iki velet!
Çünkü tam da böyledir yazılan tarih: haklı haksız kimdir bilemezsin!
Şu günlerde tadsız tutsuz dünyada, tat bardaktaki ballı süttedir belki de!
O zaman şeref'e!
latin amerika
....
TAYYİP Bey Latin Amerika havası aldı. İdeolojik manada çakır keyif olmuş mudur? Dilerim olmuştur. Hiç değilse Bolivya lideri, umudumuz Evo Morales sol yumruğunu havaya kaldırdığında Tayyip Bey’in yüzünde oluşan hayret ifadesinin hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Latin Amerika, insan olan herkesi az solcu yapar. Havasında var, suyundan mütevellit. Belki hatırlarsınız, vaktiyle eski Ülkücüler bile gidip Che şapkası giyivermişlerdi. İnsan ne de olsa biraz havaya girer. Tatlı tatlı...
.....
ece temelkuran
TAYYİP Bey Latin Amerika havası aldı. İdeolojik manada çakır keyif olmuş mudur? Dilerim olmuştur. Hiç değilse Bolivya lideri, umudumuz Evo Morales sol yumruğunu havaya kaldırdığında Tayyip Bey’in yüzünde oluşan hayret ifadesinin hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Latin Amerika, insan olan herkesi az solcu yapar. Havasında var, suyundan mütevellit. Belki hatırlarsınız, vaktiyle eski Ülkücüler bile gidip Che şapkası giyivermişlerdi. İnsan ne de olsa biraz havaya girer. Tatlı tatlı...
.....
ece temelkuran
Thursday, April 15, 2010
mevsimler geçerken
ve pazartesi, salı , çarşamba gelir geçer! perşembeye kalır gün :) !!
cuma günlerinin derssizliğine de diyecek sözüm yok zaten :)
5 dersten, 3'ü ile tamamen ilişkim biter, nisanın sonuna kadar uğraşılması gereken 2 ders kalır geriye! 2 dersçik :) ey hayat, gözlerinden öperim! :) 3.sınıf mı oluyorum ne? :) ahha- ahha!
amerika...kalan 3, 3.5 hafta! belki biraz daha az, belki biraz daha fazla!
ilk geldiğim günü hatırlıyorum da..nasıl anlatılır..nasıl denilir, hangi kelimelerin seçilmesi gerekir tam olarak bilmiyorum..; bu yüzden o hissettiğim herşeyin "kelimesiz olarak öksüz" kalmasını anlayışla karşılıyorum! ve işte gitmeye yakın yine o şey oluyor.. gelişler & gidişler..ne bileyim hepsi çok anlam yüklü oluyor..ne desen kelime anlatmayı beceremiyor tam olarak bir türlü.
ne yaptın , nasıldı desen..onlara verecek tonlarca cevabım var..var;ama bana ötesini sorma..belki biraz daha üstünden zaman geçince..doldurabilceğimdir tüm boşlukları...
tanıdığım yüzlerce insan..yüzlerce hikaye..yüzlerce gülüş.. böyle de yazınca şimdi çok duygusal oluyor..duygusal değil de..ne bileyim..aman her neyse..
kaçını hatırlayacak , kaçı tarafından hatırlanacağımdır acaba...? bi-le-mi-yo-rum ev-lat!
kore macerası.. :) amerika macerası..sırada ne var?
dip-eleştiri (!) : "bihter" ve bihter'in çocugundan daha mühim şeler olmalı... ya da hiç yorulmayıp her şeye sitem etmek..etmek ve etmek bu kadar kolay olmamalı..
cuma günlerinin derssizliğine de diyecek sözüm yok zaten :)
5 dersten, 3'ü ile tamamen ilişkim biter, nisanın sonuna kadar uğraşılması gereken 2 ders kalır geriye! 2 dersçik :) ey hayat, gözlerinden öperim! :) 3.sınıf mı oluyorum ne? :) ahha- ahha!
amerika...kalan 3, 3.5 hafta! belki biraz daha az, belki biraz daha fazla!
ilk geldiğim günü hatırlıyorum da..nasıl anlatılır..nasıl denilir, hangi kelimelerin seçilmesi gerekir tam olarak bilmiyorum..; bu yüzden o hissettiğim herşeyin "kelimesiz olarak öksüz" kalmasını anlayışla karşılıyorum! ve işte gitmeye yakın yine o şey oluyor.. gelişler & gidişler..ne bileyim hepsi çok anlam yüklü oluyor..ne desen kelime anlatmayı beceremiyor tam olarak bir türlü.
ne yaptın , nasıldı desen..onlara verecek tonlarca cevabım var..var;ama bana ötesini sorma..belki biraz daha üstünden zaman geçince..doldurabilceğimdir tüm boşlukları...
tanıdığım yüzlerce insan..yüzlerce hikaye..yüzlerce gülüş.. böyle de yazınca şimdi çok duygusal oluyor..duygusal değil de..ne bileyim..aman her neyse..
kaçını hatırlayacak , kaçı tarafından hatırlanacağımdır acaba...? bi-le-mi-yo-rum ev-lat!
kore macerası.. :) amerika macerası..sırada ne var?
dip-eleştiri (!) : "bihter" ve bihter'in çocugundan daha mühim şeler olmalı... ya da hiç yorulmayıp her şeye sitem etmek..etmek ve etmek bu kadar kolay olmamalı..
Tuesday, April 13, 2010
en kestirme yol...

sevgili ada halkı,
azlık ve özlük...terazinin kefelerini doldurup dengeyi sağlayabilen ne de güzel iki kelime!
her karmaşadan, çokluktan sonra azlığı ve özlüğü yakalamak ya da..ne de güzel! çokluğun ortasında az ve de öz olmak!sen çoğaldıkça, azabilir misin ada?
belki de tüm her şey, bulunduğun sokaklar, sahip olduğun insanlar, hikayeler, tanık olduğun gülümsemeler , kırgınlıklar,bekleyişler, umutlar..vs vs hayatını çepeçevreleyen bir çember.. içindesin işte! ne kadar büyük olursa, o kadar uzağa gidiyorsun her seferinde! ne kadar büyük olursa, o kadar büyük oluyor bir diğer adım!
ama dairenin merkezinde de sen varsın! tam da ortadaki! senin kendi hikayen, sevincin, üzüntün, hayallerin...azlığın ve özlüğün! ve çember büyüdükçe, merkeze en kestirme yolu bulmak belki de tüm yaptığımız! yani büyüdükçe kendimize dönebilmek en sonunda işte!
Subscribe to:
Posts (Atom)
